Haftanın Kitap Önerisi : “Fahrenheit 451” Ray Brandbury

1953 yılında kaleme alınmış distopya türünde bir romandır. Roman yazıldığı tarihten 500 yıl sonrasını anlatır. Geleceğin Amerika’sında, itfaiyecilerin görevinin söndürmek olmadığı, kitapları yakmak olduğu bir zaman dilimi. Gelecekte artık yanan şeyler evler, arabalar ya da maddi şeyler değildir. Daha manevi olan, ruhumuzu besleyen ve tam olarak bu nedenden dolayı da yakılan kitaplardır.

Guy Montag adındaki itfaiyeci işini seven biridir. Yanmayan evlerin icadından sonra itfaiyecilere yeni bir görev verilmiştir. Kitapları yakmak görevi.

Montag yirmi yaşından beri on yıldır kitap yakıyordur. Öyle eski ve işe yaramayan kitapları değil, tüm kitapları. Çünkü kitaplar insanların düşünmelerine, eleştirmelerine ve sorgulamalarına neden oluyordu.

Montag, yıllarca gecenin bir yarısında yola çıkışını, alevlerin kitapları tutuşturup yok etmesini hiç sorgulamadan işine devam eder. Çünkü kitapları yakmakla toplumun mutlu olmasını sağladığını düşünmektedir. Bundan da zevk almaktadır. Çünkü şiirler acıdır, romanlar insanı düşünmeye zorlar. Oysa düşünmeyen eğlenen insanlar mutludur.

17 yaşındaki Clarisse adlı genç kızla karşılaşana dek yaptığının aslında nasıl bir yanlış olduğunun farkında değildir. Bir gece yarısı itfaiye merkezinden çıkıp, evine giderken bu kızla karşılaşır. Kızın aslında kendilerinin komşusu olduğunu anlar. Yolda sohbet ederler. Kız, yavaş yavaş onu düşünmeye sevk eder. Yaktığın kitapları hiç okuduğun oldu mu? diye sorar. Montag, bunun yasaya aykırı olduğunu söyler.

Daha sonraki günlerde kız, Montag’ı iyice düşünmeye ve sorgulamaya alıştırmıştır. Bu aşamadan sonra Montag’ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir. İşini, eşini, yaşayışını yeniden değerlendirir. Sorguladıkça hatasını anlar, anladıkça ise değiştirmek için çaba sarf eder.

Artık kitapları yakmak istememektedir. En son yakmak için gittiği evden kurtardığı kitapları gizlice evine getirir. Karısı kitabı bulur. Montag, karısı Mildred ile kitaplar arasında bağ kurmak ister. Montag bu yolda yalnız olduğunu, eşinin tek mutluluğunun televizyon olduğunu fark eder.

Sadece eşi değil, herkesin evinde duvarların tamamını kaplayan televizyonlar yer alır. Bu televizyonlar aracılığıyla, insanları aptallaştırıp uyuşturmak için tek kanallı ve sürekli bir takım öğütler veren yayınlar yapılmaktadır. Televizyon yayını başladığı anda hipnotize olmuş gibi herkes yayında yer alan bilgileri tekrarlamaya başlar. Bu şekilde son derece itaatkar bir toplum modeli ortaya çıkar.

Montag, karısının kitaplara zarar vermemesi ve kendisine yardımcı olması için adeta yalvarır.

Monatg, aynı şeyi evinde toplanan komşu kadınları için de yapar. Onlara kitabın zararlı olmadığını göstermek için, bir şiir okur. Karısı ve diğer kadınlar bu şiirden çok rahatsız olup ve Montag’ı itfaiye şefine şikayet ederler. Şef gelir ve Montag’ın evini yakar. Bu yakma esnasında Montag, bir fırsatını bulup, ateş püskürten hortumu itfaiye şefine tutar ve onu öldürür. Böylece kendisini ve kitaplarını kurtarıp oradan kaçmayı başarır.

Bundan sonra Montag’ı uzun ve sıkıntılı bir yolculuk bekler. İlk önce, eskiden tanıştığı Profesör Faber’in yanına gider. Ona çaldığı bir İncili verir ve kendisine anlamını öğretmesini söyler. “Beni eğitmen için sana ihtiyacım var” der. Faber, onu kitaplar konusunda, toplumun geldiği nokta konusunda aydınlatır.

Daha sonra tekrar yola koyulur. Zor şartlarda kaçmaya çalışır, çünkü onu takip edip öldürmek için tüm şehir ayaktadır. Kendisi gibi kaçıp saklanan bir gruba rast gelir. Bu grup, kitapların kaybolmasının önüne geçmek için, önemli kitapları tek tek ezberlemişlerdir. İçlerinden birisi şöyle der: “Biz de kitap yaktık. Kitapları okuruz, sonra bulunmalarından korkarak yakarız. Mikrofilme çekme işe yaramıyor. En iyisi onları, kimsenin şüphelenip bulamayacağı yaşlı kafalara saklamak. Hepimiz tarih, edebiyat, uluslararası hukuk, Byron, Tom Paine, Machiavelli veya İsa’nın bölümleri ve parçalarıyız.”

Amaçları, ihtiyaç duyulan bilgiyi, dokunulmamış ve temiz olarak saklamaktır. Bunun için saklanmaktadırlar. Eski yollardan giderek, geceleri tepelerde yatmaktadırlar. Çünkü eğer onlar yok olurlarsa bilgi de yok olacaktır.

Bunlar kendilerini örgüt olarak adlandırmaktadırlar. Örgütün esnek bir yapısı olduğunu söylerler. Yakalanmamak için yüzlerine ve parmaklarına plastik ameliyat yaptırırlar.

Bu arada polis onun izini kaybetmiş ve hiç alakası olmayan birini oymuş gibi televizyonda göstermek için öldürürler ve yayınlarlar. Artık Montag ölü biridir.

Bu sırada şehirde savaş çıkar. Bilgilerini birbirine anlatan ve bu şekilde bilgilenen grup savaştan geriye kalanlara yardım etmek için şehre doğru yola çıkar.

TANJU HAN

Lütfen BENİ takip etmeye devam edin…

Yazar: Tanju HAN

1967 Marmaris, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Garanti Bankası Teftiş, Bank Ekspres Teftiş, Tekfenbank Bireysel Krediler, RE/MAX Gayrimenkul Çeşme İzmir, Keller Wiliams Gayrimenkul Karşıyaka İzmir, Turyap Mavişehir Temsilciliği Profesyonel Gayrimenkul Danışmanı...

Değerli yorumunuz için teşekkür ederim.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: